BAŞÖRTÜSÜNÜ AÇAN KADININ HİKAYESİ.

Yargılamak için acele etmeyin. Gerçeklerle yüzleşmekten korkmayın.

İstatistiklere göre 10 kadından 3 ü neden tesettür giydiklerini tam olarak anlamıyorlar, ve bunun gerçekten öz istekleri ve seçimleri mi, yoksa dış etkenlerin baskısının sonucu mu olduğunu bilmiyorlar. Sağlıksız ve bilinçsiz bir şekilde şeriat normlarını kabullenerek, kendi “benliklerini” kayıp ediyorlar ve hayatları ağır bir yük haline geliyor, yaptıkları ibadetler ise gösterişten başka bir önem taşımıyor.

11 yıl tesettür giyen Umut bu durumun temelinde nasıl bir psikolojik ve kişisel problemlerin olduğunu bizlerle paylaşacak.

1. Umit, namaza nasıl başladığını ve tesettürü nasıl giydiğini bizlere anlatır mısın? ( Aileniz mi öğretmiş, yoksa eşiniz mi ısrar etmiş, veya sadece etrafınızdaki kızlardan geçen bir gençlik hevesi mi oldu?)

Aslında önerdiğiniz cevaplar çok yüzeysel, insan ise – oldukça zor ve karmaşık bir varlık, bundan dolayı insanların gerçek nedenleri iki cümleyle anlatılmaz. Bu cevaplar kendini “kurban” olarak gören insanlara aittir. “Kurban”lar kendi hayatlarına hiç bir şekilde etki edemediklerine inanıyorlar.

Ben son yıllarda hayatımda “bilinçli bir yaşam” yöntemi uyguluyorum. Dolayısıyla bir zamanlar yaptığım seçimler için kimseyi suçlamıyorum.
Ben biliyorum ki bu hayat benim ve benim seçimlerim olmadan hayatımda hiç bir şey kendiliğinden gelişemez.

İslam hayatıma nasıl ve ne zaman geldi.  Ben daha çocukken dini ve felsefeyi çok merak ederdim, ilk kez Kuran’ı 5. sınıfta tanıdım, daha sonra tasavvuf öğretileri ile tanıştım ve onlar beni çok heyecanlandırdı. 8. sınıfta kendi isteğimle Arapça kursuna yazıldım ve gelecekte bir Oryantalist olacağıma karar vermiştim: orijinal dilde Doğu ( o zamanlar Islam olarak bildiğim) bilgeliklerini okuyabilmek için Arapça ve farsça öğrenecektim.

11. sınıfta çoğu başarılı öğrencilerde olduğu gibi ben de üniversite sınavlarından dolayı stres yaşadım. Sınavları geçebilir miyim. Üniversiteye kabul olur muyum. Artı ergenlik dönemi, ailemle yaşadığım problemler ve karşılıksız aşk. Bu karmaşık duygusal dönemimde Namaza başlamaya karar verdim. O zamanlarda benim “kötü alışkanlıkları” olan bir arkadaşım vardı. Ve beni İslama yönlendiren son durumlardan biri de ‘onun’ için “Allah’tan sağlık ve aydınlık bir gelecek istemek” arzusu idi. Daha dürüst olursam, arzum kendimi kurban ederek bir iyilik yapmak ve karşılığında ise ödül olarak sevgi almaktı .

Ben eminim ki çoğu Müslümanların Allah’la buna benzer “takaslı ilişkileri” vardır. Sadece her kes bunu kendine itiraf edemez.

Ben ise gençtim ve bunu yapa bilirdim.

Tabii ki zaman geçiyordu ve Namaz için olan motivasyonum azalıyordu. Arkadaşım kötü alışkanlıklarından kurtulmuştu, dolayısıyla ben de namaza olan ihtiyacımı kaybettim. Namazlarımı aksatmaya başladım ve bu bana derin suçluluk hissettiriyordu ( ‘ben doğru bir Müslüman değilim’ gibi şeyler).

Bir taraftan da her fırsatta “ Namaz- çok ciddi bir iş, başladın mı bırakamazsın, oyuncak değil ki” diye sana hatırlatan bir topluluk var.

2. Tesettürün nasıl bir önemi olduğunu nasıl anladınız ve tesetturu giyerken ne hissettiniz?

Size bir güvenlik duygusu, yoksa eksine bir rahatsızlık mı veriyordu ve hayal kırıklığına mı uğradınız. Sizi tesettürden uzaklaştıran şey neydi?

Okulu bitirdikten sonra Devlet üniversitesini kazandım. Okumak için tanımadığım ve kimsemin olmadığı bir şehre gittim.

Beni bekleyen belirsizlik korkutuyordu, sanki dayandığım sağlam zemin ayaklarımın altından kaymıştı.

Yeni bir arkadaş çevresi seçmek için çok seçenek vardı. Ve bu çeşitlilik kafamı çok karıştırıyordu. Yeni şehirde ilk günden karşılaştığım patavatsız gençler beni savunmasız ve çaresiz hissettirdiler. Bende nedense  “ ne olur kötü birisine denk gelmeyim” diye bir korku oluştu.

2008 yılında üniversitenin 1. sınıfına başladım, o yıl Ramazan ayı da Eylüle denk gelmiştir. Ben tesadüfen (tabi tesadüfler – tesadüf değildir)  iftara bir grup tesettürlü kızın olduğu ortama gittim. O zamana dek daha önce hiç tesettürlü kızları görmemiştim.

 Bu arada, ben bu buluşmadan o kadar etkilendim ki, göz yaşlarım sel oldu, kendimi durduramıyordum. Ben size söyleye bilirdim ki, kızların Allah’ın Rahmetine dair anlattıkları ve İslam dininin ne kadar muhteşem olduğu beni duygulandırmış ve göz yaşlarımın sebebi olmuştur. Çoğu insan böyle de düşünüyor. O zaman ben de verdiğim o tepkiyi kendime öyle açıklamıştım.

Ama bilinç altımın derinliklerine inersem ve kendimle yüzleşince bunları bir rahatlama göz yaşları olduğunu itiraf ederim. Eğer kalbim konuşma bilseydi olanları bu şekilde anlatırdı : “ işte bu ,  benim bu toplumda olmam gerekir. Burda benim güvenliğim garantili. Eğer bunlardan biri olursam, bana kötülük yapa bilecek insanlardan korunmuş olurum. Ve belki de şimdiki “kendimden” yaşadığım hayat tarzımdan vazgeçerek ve bir mümine kadın gibi hayat sürsem o zaman O’nun sevgisini kazanmış olurum, önce Allah tarafından ve gelecekte de bir mümin erkek tarafından güvenlik bulur ve korunurum.

Bilmiyorum anlatabildim mi, ama 17 yaşında  olan beklentilerim bunlardı ve din, tesettür, namaz benim için isteklerimi elde edebilmek için birer araç oldular. İsteklerim ise korunmak ve sevgi. Zaman geçtikçe fark ettim ki Müslümanlar kendi içlerinde farklılar ve farklı gruplarda din anlayışı da başkadır.

Bir keresinde yine iftar için gittiğim bir yerde kızlar İslam alimlerinin fetvalarından alıntıları orijinal dilinde söylüyorlar, Tevhidin kaç tür olduğunu ve dahi “Nebi” ile “Resul”sözlerinin arasındaki farkı biliyorlardı. Onların din bilgilerinin derinliği beni oldukça şaşırtmıştır ve onların yanında kendimi cahil gibi hissediyordum. O günden sonra dini daha çok araştırıp öğrenmeye karar verdim. Ve biliyor musunuz bilinçli olarak bunu Allah’a daha yakın olmak için yapıyor olabilirdim, ancak bilinçaltımdaki motivasyon bana onlar gibi “ilim arayanlardan” olmam gerektiğini söylüyordu.

Aynı ruh haliyle ve düşüncelerle ben evlendim, çocuklarım oldu ve bir gün anladım ki çocuklarım Allahı kötü birisi olarak biliyorlar ve bizleri cezalandırmak için yanlış yapmamızı beklediğini düşünüyorlar. Halbuki ben Allah’ı onlara hiç böyle tanıtmamıştım. Kendime dönüp baktığımda anladım ki benim hal ve hareketlerim, jest ve mimiklerim, düşünmeden sarf ettiğim sözler aslında benim içimdeki Allah’ı onlara böyle anlatmış. Hani küçük çocuklar yaramazlık yaparken ebeveynlerinin verdiği cezadan korkarlar ya, işte ben  farkında olmadan aynı ceza korkusuyla yaşamışım. Bu olumsuz ve yıkıcı duygular benim kalbimi yok ediyordu. Çok mutsuzdum.

Zaman geçtikçe kafamdaki Allah’ın neden ve nasıl oluştuğunu anlamaya başladım. Genellikle bunun nedeni  hocaların dine davet etmek için verdikleri manipülatör vaizlerde insanlarda Allah’a karşı olan sevgi yerine, ateşe karşı olan korkularını kullanıyorlardı. Belki de hocaların bununla ilgisi yoktur, sadece ben bu bilgileri böyle algılamak istiyordum. Bir tek kesin olarak anladım ki: Allah’ın sevgisini kazanmana gerek yok, O zaten Tüm yarattığı varlıklarını annelerin çocuklarını sevdiğinden daha çok seviyor.

3. İnstagram hikayelerinizde okuduğum kadarıyla Yaradana olan inancınız devam ediyor, ancak bilinçli olarak tesettürü giymek için İmanınız yeterince kuvvetli değilmiş. “Bilinçli olarak tesettür giymek” ne anlama geliyor? Bunun kriterleri nedir, yoksa bu özel bir durum veya farklı anlayış mı?

Ben, başörtümü, dinin veya Müslümanların beni hayal kırıklığına uğrattılar diye çıkarmadım. Ben İslam’ı saflığı için seviyorum, Müslümanları da seviyorum. Ve tesettürü imanım zayıfladı diye çıkarmadım, aksine imanım  sadece dilde ve görünüşümde olmaktan vazgeçti, ve sonunda olması gerektiği yerde, yani – kalbimde yer edindi.Son yıllarda kendimi ikiyüzlü hissediyordum, iç dünyam ve dış görünüşüm birbirine uymuyordu lar. Görünüşte ben doğru bir Müslüman kadındım, ama içimde işte o dini farkındalığa sahip değildim.

Siz anlıyor musunuz, 11 yıl boyunca yanlış inanıyormuşum. Ben düşünüyordum ki , benim tüm sorunlarımın Allah’ın  çözmesi gerekiyor, sonuçta ben bunun için kendim olma özgürlüğümü feda ettim. Yani kendi hayatımın sorumluluğunu Allah’a veriyordum. Bilinçli bir Müslüman böyle olamaz.

Şimdi ise kendi hayatımın  sorumluluklarını almayı öğreniyorum. Kimseden bir şey beklemeden ve kimseyi suçlamadan. Ben daha şimdi kendi hayatımı yaşamaya başladım! Eminim ki, İslama da böyle gelmek gerek: kendi kendine yeten ve en önemlisi bağımsız  biri olarak. Allah’ın sizin yerinize her şeye karar vereceği umuduyla ve ya sorunlarınızı çözmek, korunmak için Tanrı’ya gidemezsiniz.

Allah bizleri sınıyor, ve bu sınav kimin namaz kılıp – kılmadığı,  kimin başörtüsü takıp – takmadığı ile alakalı değildir. Bu sınav bir insanın, insanlığını kaybetmeden, yaşamın zorluklarını geçip geçmeyeceği ile ilgilidir. Yani, bizim Allaha inandığımız zaman ve O’nun bizim sorunlarımızı çözeceğini umduğumuz zaman, Allah bizim doğru yolu bula bileceğimize ve bize inanmaktadır.

Eğer Allah kulunun onu hayal ettiği gibiyse, o zaman benim için O- bizi yaptıklarımız için ve ya şartlarla seven değil de, sadece onun yarattığı varlıklar olduğumuz için sevendir.

Din insanlara mutsuz olmaları için verilmemiştir. Ben ise mutsuzdum, bunun nedenlerini ararken Allah’tan ve dinden olan beklentilerimin yanlış olduğunu fark ettim. Eminim ki, herhangi bir uzman ilahiyatçı sözlerimin sağlamlığını onaylar. Sonuçta  Dinde Zorluk yoktur. Ve idealde de müminler tarafından o manipülasyonlar, yargılayıcı bakışlar ve sözler olmamalı. Çünkü bunların hiç biri gerçek İslamı Yansıtmıyor.

Benim için Bilinçli birey olmak –hayatını belirleyen şeyin sadece sen olduğunu, senin  kararlılığın ve ya kararsızlığın olduğunu bilmektir. Bu, birinden ve hatta Tanrı’dan bile bir şey beklememektir.

Ve dini bir bilinçlilik – yaptığınız ibadetler karşılığında Allah’tan bir şey beklememektir. Allah’tan korktuğun için namaz kılıp tesettür giymek değil, bunları Allah’a olan sevginden yapmaktır. Senin gerçeğinde olan her şey için  iyi veya kötü anlar için ama her şey için Allah’a Şükretmektir.

İşte, sahip olmadığım ve arzu ettiğim , ulaşmak istediğim dinsel farkındalık budur.

4) Tesettür hayatınızda bir şeyleri engelledi mi? (iş hayatınızda, toplumla iletişimde, kişisel gelişimde, kendinizi kabullenmenizde.) bunların her hangi birinde….

Tesettür bana hiç bir şeyde engel olmamıştır. Tesettüre karşı kırgınlığım yok. Tesettürde geçirdiğim 11 yıl benim için hayatımda değerli bir dönemdi. Benim çektiğim zorluklar dış ve iç dünyamın uyumsuzluk duygusuydu.

5) Kendinizin hangi halini seviyorsunuz?

Kendimi her türlü seviyorum: zayıf veya güçlü, neşeli ve ya üzgün, başarılı veya başarısız. Benim için en önemlisi her zaman gerçek kendim olmak.

6)  İmanınızı güçlendirmek, ilim öğrenmek ve tesettüre yeniden girmek  niyetiniz var mı? Yani Allah için?

 Ben zaten bu soruyu cevapladım.

Hatırlat , çünkü hatırlatmak faydalıdır. Ancak bu Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.S)’in yaptığı gibi güzel, nazik ve yakışır bir şekilde yapılmalıdır.

Tercüman: Hayal

yazara destek ol

Author AMANATINFO

Yorum yaz

Please Login to comment
  Subscribe  
Bildir
Selâmün aleyküm! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun! Lütfen, cinsiyetinizi seçin: