İman neden zayıflıyor?

Başörtüsünü çıkarmış bir kız hakkında olan makale, tamamen bizim platform okuyucularını şaşırttı. Birileri ona dua ediyorsa, birileri  tek kızı ayıplamakla yetinmeyip (gerçek olan hikayeden bahsettik, ismini değiştirmiş olup) amanat.info projemizin kurucularını da kınadılar. 

Bu hikaye bizim ümmetin bedeninde çıban oldu ki, bunu böyle bırakmak demek onun büyümesine yol vermek demektir. Dolayısı ile  biz uzman birisine danıştık. Ümit’in hikayesi (makalede söz edilen kişi) gösterdi ki, bu problem iki yolla çözülebilir: dini ve psikolojik. Zeyneb Bairova Müslüman psikolog, ilahiyatçı canlı yayında Müslümanların bu tür hastalıklarının nedenlerini açıklayıp, bilgi vermeye çalıştı.

– Zeynep,bizim size iki öngörülen sorularımız var: neden Müslüman kadınlar başörtüsünü çıkartmaktalar ve neden bu durum etraftakilerde büyük bir kınama duygusunu ortaya koyuyor ki, böyle bir karar alan kızlara kötü yorumları yapmalarından dolayı onlar yine hiç kapanmak istemiyorlar?

– Müslümanların açıkça problemleri hakkında konuşmak istemesi ilk önce sevindiriyor, çünkü yakın zamana kadar böyle durumlar kabul edilemez ve utanç vericiydi. Ama konuşmamak doğru değil, bu problemin daha derin gitmesini sağlıyor. 

Böyle hikayeler, maalesef, az değil dolayısıyla ben bizim kahramanın olayı açısından açıklamaya çalışayım. 

Bu problem, iman zayıflaması ve İslamın kanunları reddetmesi, iki düzlemde duruyor: birincisi ise dinidir.

Aklımıza soru geliyor neden o kız İslama nüfuz etmedi ki, Müslüman bir ortamda uzun zaman olmasına rağmen. Beni onun kiminle ve nasıl eğitim almış olması etkiledi. Varsayıyorum ki, belki, onun akidesine geleneksel olmayan İslami öğretiler etki vermiştir, çünkü tek Kuran ve sünnetten başka kendilerine uygun dini görüşleri olan gruplar var. 

Şeytan’ın infazını inkar etmemek gerekir. Kahraman kızımız, ikiyüzlü hissettiğini ve Yaratıcının önünde samimi olmaya karar verdiğini ve onun için başörtüsünü çıkardığını söylüyor, çünkü bu onun bilinçli seçimi değildi.

Şeytan her zaman gerçek bir yalan ile gelmiyor, bu unutulmamalı. Kuran’da, şeytan, bir insanı, ön, arka, sağ ve sol tarafından kendisine gelen hakikat yolundan saptıracağına söz verdi. Ve bu, Şeytan’ın bazı kötülüklerini daha asil eylemlerle örttüğünü gösterir.

Mesela, anne olduğun zaman, senin vaktin çok az ve senin önünde iki seçenek var, ya Kuran okumak ya da çocukları uyutmak, ama gece saati ve sağlıklı uyku çok önemli. Ve sen Kuran okumuyorsun. Medresede eğitim verdiğim zaman, bazıları okulu bırakmak istediğini söylerlerdi, çünkü Allah bizim bilip ama yapmadığımız eylemleri sorar diye, dolayısıyla okulu devam edip öğrenmek değil, bildiklerimizi pratiğe dönüştürmek önemli. 

Gördüğünüz üzere bu durumda düşüncelerin değiştirilmesi vardır. Kahramanımızın da öyle, Cenabı Hakk önünde samimi olup, başörtüsünü çıkartmak, kapanıp nedenini bilmemekten daha iyi geldi. Burda şeytanın infazı olmadan durum gerçekleşmemiştir. 

Eğer Ümit’in olayına psikolojik açıdan bakarsak, onun dini öğrenmesi daha ayrıcalıklı bir ortamda olma arzuları getirmiştir. 

 Gruptaki bu yönelim, dış dünyaya ergenlik döneminde takılmaktan, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin sorunlarından bahsediyor. Bu kız zaten kendini doğruladı.

 Koşulsuz ebeveyn sevgisini almadığından bu sevgiyi ve korumayı kız toplumda arıyor, bağımlı davranış gösteriyor. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamasını istiyor, ona aşırı beklentileri soruyor. Sonuç olarak, ne zaman istediğini almazsa, ilgisini kaybeder, hayal kırıklığına uğrar. Bir kişi problemlerini çözene kadar, böyle bir psikolojik arayışta çok uzun bir süre olabilir. 

Genel olarak, kişi toplumda olması gereken şekilde yaratılmıştır. Bu nedenle, İslam’da cemaatteki ilişkilere büyük bir yer verilir – kolektif dua, komşuya yardım, vb. fakat Müslümanlar arasında, karşılığında bir şey beklediğimizde, ilişki sağlıksız bir hâl alabilir. 

Ve hikayenin başlangıcında, kız Cenabı Hakk ile takas ilişkisi olduğunu söylüyor. Bu, bir kişinin eylemleri için sürekli bir ödül beklediği zamandır. Bu durum aynı zamanda bir çocuğun şartlı kabulü olduğunda ebeveynlerle olan ilişkiden de kaynaklanmaktadır:Örneğin, eğer ilk beşi aldıysanız (okulda puan), o zaman iyisiniz. 

Karşılığında bir şey beklediğin zaman bu tür bir dünya anlayışı kişiliğin bir parçası haline gelir. Ve bu travma Allah ile bir ilişkiye yansıtılır. 

Bireyin sağlıklı psikolojik portresinin ihlali var. Bu nedenle, sadece iman üzerinde çalışmak değil, Kur’an okumak, namaz kılmak, aynı zamanda psikolojik travma üzerinde çalışmak da önemlidir. 

Tek reddetmeden: “ Benim takas ilişkiye ihtiyacım yok” demeden, ancak bu tür ilişkilerin neden ortaya çıktığını, ne yapılabileceğini, nasıl düzeltileceğini anlamaya çalışın.

Onun böyle  sorumluluğu Tanrı’ya kaydırmanın imkansız olduğu, sorunlarına çözüm bulmak için Tanrı’ya gitmenin doğru olmadığını fikretmesi, bu dünyaya temel bir güven eksikliğinden bahsediyor. Ama biz, inanan insanlar olarak, Allah’ın, bir insanın kendisinden istediği zaman, kendi sorunlarımızla ona geldiğimizde sevdiğini hatırlamalıyız.

   –  Zeynep, eter dinleyicilerinden bir sorumuz var: “Niyetlerde Allah’tan bir ödül alma arzusu olmamalı mı?»  

    – Evet, ibadetimizde bunu Allah için yapma niyetini koymalıyız. Ancak bir kişi, niyetinin ne kadar samimi olduğunu her zaman izleyemez. Ve özellikle psikolojik olarak travmatize edilmiş bir kişilik söz konusu olduğunda. Eğer bir başörtüsü hakkında konuşursak, ikincil fayda, daha hızlı evlenmek, belirli bir grup tarafından kabul edilmek ya da Allah korkusu için bilinçsiz arzunun ardında gizlenir. Eğer sadaka hakkında konuşuyorsak-Tanrı’yı memnun etmek için samimi bir arzu olabilir, ama aynı zamanda insanları memnun etme arzusu da olabilir. 

Ve ayrıca, niyet «kronik» bir kavram değildir. Allah için yola koyuldum ve her zaman niyetim değişmez.

Peygamber efendimiz (S.A.V) kalpten bahsederken, elini dönen bir şey olarak gösterdi. Kalp değiştiği gibi de niyet değişebilir.  

Örneğin, kız Allah’ın rızası için içtenlikle kapandı ve daha sonra kınama korkusuyla başörtüsünü çıkarmadı. Bu nedenle, niyetin güncellenmesi gerekiyor. 

– İkinci sorumuz, diğer Müslüman kızların tepkileri neden iki taraflı? Bazıları kınadı, diğerleri empati kurdu. Ve başörtü farz mıdır?

– Başörtüsü takmak, Müslüman bir kadın için zorunlu ibadet koşullarından biridir. Fakat farz’a uyulmaması, bir kişi bunu zorunlu olarak görene kadar, onu inançtan çıkarmaz. Başörtüsünü çıkaran kız davranışının günahkarlığını biliyorsa, onu İslam’dan çıkarmaz. Şalını çıkartan Müslüman kadın Müslüman olmayı bırakmaz.

Hiçbir durumda, günah işleyen kişinin inançsızlığı ile suçlayamazsınız. Kınama ile ilgili herhangi bir olumsuz tepki günahkar bir eylemdir.

Peygamberin hayatından  Allah’ın alkol yasağını getirdikten sonra, yoldaşlardan birinin şarap içtiğini, örnek olarak görüyoruz. O günlerde şarabın su, süt ile birlikte geleneksel bir içecek olduğu unutulmamalıdır. Ve alkol yasağı kademeli oldu. Hadis, diğer sahabelerin tökezleyen kişiyi lanetlemeye başladığını anlatır. Peygamber efendimiz (S.A.V) şöyle dedi: “Siz şeytanı çok sevindirdiniz. Peygamber efendimiz açıkladı; kardeşiniz yoldan çıktı ve siz onu suçlayarak şeytanı memnun etmeye devam ediyorsunuz, onun yerine  Allah’a, kardeşiniz için dua edin”.

 Bu hadiste, günah işleyen insanlara karşı sağlıklı bir tutum örneğini görüyoruz. Bir eylemi kınayabilirsin, bir insanı değil.  Ancak kınama değil de, Allah’ın kendisinden uzaklaştığı, günah işlemesine izin verdiği için empati, onun için yalvarıyor – ümmetin tepkisi olmalı.

      Müslüman toplumun sorunlarının tartışıldığı bir durumun kabul edilmemesi, İslam için bir kızgınlık ifadesidir.

Burada da yanlış projeksiyon, sorun hakkında konuşmamız gerekiyor olması hakkında makalenin başında söyledik.

Ben hala bizim ana gelen bir konuyu ele almak istiyorum- yani bir kişinin İslam’da neden mutsuz olabilir, bu bir gevşemiş konu.

Bir insanın İslam’ı kabul ettiği, mutluluğu bulmayı, dinde huzur bulmayı beklediği, ancak bulamadığı hikayeler vardır. Bu neden oluyor? Çünkü başlangıçta bir insanda her şeyi idealleştirmek için bir çizgi var. Bir tür gururla konuşmak yaygın olan mükemmeliyetçilik, aslında bir tür zihinsel bozukluktur.

Bir kişi zayıflığa izin vermez, ibadetini yetersiz görür-sonuç olarak, aşırı çalışır, duygusal olarak tükenir.

Bir yandan, hadis’ten, iki günü aynı olan kişinin kayıpta olduğunu biliyoruz. Yani, bir Müslüman ibadetini geliştirmeye çalışmalıdır. Ancak öte yandan, bu sadece sağlıklı, travmatize edilmemiş insanlar için geçerlidir.  Sadece daha iyi olmak istemekle ilgili değil, zihinsel bir bozuklukla ilgili evlerini parlatan insanlar var, abdestlerini mükemmelleştirmeye çalışan taharat’ta saatler geçirenler var. İşte duygusal tükenmeye yol açan ve bir insanı mutsuz eden bu endişelerdir. 

Başka bir sebep de sürekli suçluluk, utanç duygusudur. Bu duygular ibadette mevcut olabilir. Fakat bir kişi her zaman ve her şeyde suçlu hissettiğinde, İslam’da mutsuz olur.

Kendisine yöneltilen saldırganlığı olan bir kişi İslam’a girdiğinde, nihayet sevilmeyi beklediği zaman, o zaman şu ifadelerle karşılaşır: asla Cenneti hak etmeyeceksin, Allah affetmeyebilir, boşa harcanan zaman için cevap vermek zorunda kalacaksın, vb.  Allah’ın lütfuyla ilgili kelimeleri değil, bu tür cümleleri bulacaktır, kendisinin kötü olduğunu teyit edecektir.

Ve bir kişinin İslam’dan çıkması ihtimali var. Gerçek sebep İslam’da değil, bir kişinin psikolojik bir sorununun olmasıdır. İslam’ın her iki dünyada da mutlu kalmayı teşvik ettiği inancımızın temeline almalıyız.

Bu bağlamda, Peygamberin (sav) ve yoldaşlarının hayatına, sadece islam’daki davranışların temel tutumları olarak değil, aynı zamanda psikolojik imgeler olarak da bakmalıyız. Örneğin, Hazreti Ayşe (Allah ondan hoşnut olsun) sevinirdi, şarkı söyleyebilirdi ve kocasıyla yarışabilirdi. 

– Ayrıntılı açıklamalar için Zeyneb teşekkür ederiz.

Bu hayat “mümin için hapishane” dir ama her zaman bir hapishane mahkumu durumunda yaşamak zorunda mı? Dunya’nın zevklerini yasaklamalı mı? Ve bu, iman’ın zayıflamasına ve hatta İslam’dan çıkışına yol açmaz mı? Dış görünüş ve davranışlar eğer insanın gerçek karakterini yansıtmıyorsa, hangisi hangisine ayak uydurmalı? Dıştaki kabuk insanın iç dünyasına mı, yada tam tersi mi? Bu tür zihinsel arayışların kökü nedir? Umarım bu soruları canlı yayında ortaya çıkarmayı başardık.

Tercüman: Adina Baysıldayeva

yazara destek ol

Author AMANATINFO

Yorum yaz

Please Login to comment
  Subscribe  
Bildir
Selâmün aleyküm! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun! Lütfen, cinsiyetinizi seçin: