İslam’da eş hakları

Soru’yu  Iman hanım aydınlatıyor. İslam Bilimleri alanından yüksek lisans mezunu. İslam hukuku Danışmanı. Baltik Müslüman Birliği Başkanı. Baltik Müslüman Gazetesi As-Salam’ın baş editörü.

Bismillahir Rahmanir Rahim

Biz Allah’ın yaratıklarıyız. O Aziz ve büyüktür. Bizim için neyin iyi olduğunu sadece O bilir. Allah bizi çiftler halinde yarattı. Yüce Allah dedi ki “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.” (Rum süresi/21)

Bu, aile modelinin fitratı (doğal bir şey) için mükemmel olduğu ve sevginin (almauuadda) ve merhametin (ar-rahma) eşler arasındaki ilişkinin ayrılmaz bir parçası olması gerektiği anlamına gelir. “Sen zorundasın – ben zorundayım” üzerine kurulmuş bir ilişki uzun süremez. Merhamet (ar-rahma) büyük ölçüde uzlaşma arayışında olduğu için, kusurların affedilmesi, yani her eşin sadece «zorunluluk»tan daha fazlasını yapmasıdır.

Son zamanlarda, ne yazık ki, sık sık bana soruyorlar:” karım  bunu yapmalı mı, yoksa kocam şöyle olmalı mı?”diye. Önceki ayetten ve Peygamberin sünnetinden (sav) gelen örneklerden gördüğümüz gibi, evlilik hayatta  sadece hak ve sorumluluklarla ölçülemez.

Evet, haklara saygı gösterilmelidir. Bu “Aile”olarak adlandırılan evin temelidir . Allah zulmedenleri sevmez. Çünkü, “Zulm (adaletsizlik), yargı gününde zulumet (karanlık)’ dir.” (Buhari).

Temeli attıktan sonra, sevgi ve merhamet temelinde bir ev inşa etmek gerekir.

Ancak, hak ve sorumluluklara geri dönelim. 

Eğer bu bir temel ise, o zaman buna çok dikkatli yaklaşmalıyız.

Yani, en sevdiğimiz konu, eş hakları ile başlayalım:

Mali hakları:

  • Mehir/sadak hakkı, yani evlilik hediyesi.

Yüce Allah buyurdu ki; “Kadınlara mehirlerini borcunuzu öder gibi verin. Eğer onun bir kısmını size gönül razılığıyla verirlerse onu da âfiyetle yiyin” (Nisa süresi:4)

İbn Kesir (Allah ona merhamet eylesin) tefsirinde şöyle dedi: “Kathada ve Juraj şöyle dedi:” araplarda النحلة kelimesi “zorunlu” anlamına gelir. Başka bir deyişle, ona zorunlu mehir atamadan evlenmesin….»

Evlilik töreni sırasında belirtilmesi arzu edilir (nikah akdi). Eğer kararlaştırılmış ve atanmışsa , o zaman kocası kabul ettiği mehri ödemekle yükümlüdür. Eğer evlilik sırasında mehir söz edilmediyse, o zaman kız hala ona hak kazanır, ama sadece mehir almisl’e, aynı sosyal statü, güzellik, eğitim için bir evlilik hediyesi anlamına gelir …vb kadın için.

Gelinin kendisi dışında hiç kimse, gelinin kendisi tarafından kabul edilmediği sürece, belirli bir mehir’e ısrar etme hakkına sahip değildir.  Gelin, müzakere etmek ve bu konuda onun için müzakere etmek için birisini (velisini veya başka bir yetkili kişiyi) yetkilendirebilir, o zaman bu konudaki tercihlerini belirtmediği için,yetkililerin müzakerelerin sonucunu kabul etmek zorundadır.

 Evlilik hediyesi, şeriat açısından bir bedeli olan her şey olabilir. Bu maddi olabilir – para, mücevher, hareketli ve taşınmaz mal ve maddi olmayan, ancak değeri olan, örneğin: yararlı bilgi, beceri…

Burada damadın maddi olanakları dikkate alınmalıdır. O’na ağır gelecek bir şey sormak makul değil ve yakın gelecekte büyük olasılıkla veremeyeceğini de. Bu hayal kırıklığı ve nefrete yol açabilir. Ama sormamak da olmaz, çünkü: Allah kendisi kurdu bu hakkı kadın için.

Bir kadın, evlilik hediyesini tam olarak, ilk yakınlıktan hemen sonra veya kocasıyla halvete girdiğinde ya ölümünden (hatta onunla cinsel ilişkiye girmeden) sonra alma hakkına sahiptir.

Kocasının yakınlığı ve ölümü ile ilgili olarak, bu tüm mezheplerin oybirliğiyle görüşüd. Yüce Allah buyurdu ki; Eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Siz onu, iftira ederek ve apaçık günah işleyerek mi geri alacaksınız? Birbirinizle beraber olduğunuz halde, üstelik onlar sizden sapasağlam bir söz de almışken onu geri mi alacaksınız? (Nisa süresi/20-21)

İbn-i Mas’ud (Allah ondan razı olsun), bir kadınla evlenip, ona evlilik hediyesi vermeden ve onunla cinsel ilişkiye girmeden, ölünceye kadar evli olan bir adam’a soruldu  O da cevap verdi: “Böyle bir kadının evlilik hediyesine her evli kadın gibi hakkı var, idda’ya sadık kalır ve miras payını alır.” (Mevcut olan) Makal bin Sinan El-Aşca’i ayağa kalktı ve şöyle dedi: «Allah’ın elçisi, Baru’ bint Waşiğ’iye aramızda bir kadına (bu kadına) verdiğiniz şeyi verdi ” (Hadis Ebu Davud ve at-Tirmizi tarafından rivayet edildi)

Bazı anlaşmazlıklar vardır: örneğin, İmam Ebu Hanife, karısından boşanmış bir adamın, yalnızca onunla halvete girmesi nedeniyle tam bir mehir ödemesini emretti. Aynı görüş İmam Ahmed tarafından paylaşılır.  İmam El-Şafi’nin (yeni mezhebinde) son görüşü farklıdır, çünkü halvete girmek mehir almak için bir sebep olarak görülmez.

Eğer bir erkek eşini cinsel ilişkiye girmeden ve onunla halvete girmeden  boşarsa, o zaman mehir tayin edilenin yarısını hak eder ve idda’ya uymak zorunda değildir (bu süre, bir kadının kocasının bakımında kaldığı ve evlenmeye hakkı olmadığı boşanmadan sonra üç adet dönemdir). Bir kadın ona verilecek mehirin yarısını boş verebilir.  Ama eğer boşayan adam ona atanan tüm mehri verirse, o zaman daha iyi olur.

Allah buyurdu ki; “Bir mehir belirlediğiniz halde onlarla birleşmeden kendilerini boşarsanız, belirlediğiniz mehirin yarısını ödemek size borçtur; ancak kadınların bağışlaması veya nikâh bağı elinde olanın hoşgörülü davranması müstesnadır. Hoşgörülü davranmanız takvâya daha uygundur. Aranızda lutufkâr davranmayı unutmayın. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir”. (Bakara süresi/237)

Eğer mehir evlilik töreninde (nikah akdi) atanmadıysa ve kocası onunla cinsel ilişkiye girmeden veya ayrılmadan önce eşinden boşandıysa, mut’a hak kazanır .

 Mut’а – bu ahlaki hasar için sözde “tazminat” dır. (Yasak evlilik mut’a ile karıştırılmamalıdır!!!). Mut’un toplamı belirlenmedi. Her iki taraf da, eski kocanın maddi durumuna göre belirlenir. Her iki taraf da aynı fikirde olamazsa, şeriat kadısı onun miktarını belirler.

Yüce Allah Dedi ki: Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikah parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsan sahiplerine bir borçtur. (Bakara süresi /236)

Mut’a terimi, bu ayette Yüce Allah’ın sözlerinden alınmıştır: “Va mati’uhunna”, yani: onlara hediye verin, onlara hediye edin. Yüce Allah buyurdu ki: “Ey iman edenler! Mümin kadınlarla evlenme akdi yapıp da sonra, birleşmeden onları boşadığınızda onlar üzerinde, hesaplayıp bekleteceğiniz bir iddet hakkınız yoktur. Onları bir şeyler vererek memnun ediniz ve güzellikle boşayınız.” (Azhab süresi/49)

Mut’a, İmam Malik mezhebinen hariç tüm mezheplerin görüşüne göre zorunludur.

  • Maddi sorumluluk hakkı (nafaka). Nafaka yiyecek, kıyafet ve barınak içerir.

Allah dedi: “…Emzirmeyi tamamlamak isteyen için anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların normal ölçülerde yiyecek ve giyeceklerini sağlamak da çocuk kendisi için doğurulanın (babanın) borcudur. Hiç kimse gücünü aşan bir şeyle yükümlü kılınamaz…”

(Bakara süresi /233)

Peygamber sallallaahu aleyhi ve sellem’in dediği gibi: “Onları beslemek ve bil ma’ruf giydirmek sizin görevinizdir.” Hadiste, “bil ma’ruf” kelimesi, “ma’ruf” kelimesinden “iyilik” anlamına gelir; aynı zamanda, o yerde ve o zamanda yaygın olan standartların, geleneklerin “örf” kelimesinden – gelenek, genel olarak kabul edilen norm anlamına gelir.

Şeriattaki içeriğin miktarı açıkça tanımlanmamıştır, çeşitli mezheplerin imamları yazılarında en az nafakayı belirlemiştir, ancak bunların hepsi zamanlarının ve yörelerinin geleneklerine dayanmaktadır.  Şeriat esnektir, her zaman ve yer için uygundur.

Ayette ve hadiste sözü edilen kelime, “bilmaruf”, kocanın karısına iyi bakması, parasını ona iyi harcaması, onu azarlamaması, onurunu küçümsememesi gerektiğini gösterir. Harcama yaparken, sosyal ve maddi seviyesi göz önüne alındığında, genel kabul görmüş standartlardan gelmelidir.

Alimler ayrıca, eşi için diğer zorunlu harcamaların yanı sıra, kocasına süslendiği için kadın, Örf (genel olarak kabul edilen) çerçevesinde kozmetik ürünlere harcamasını da emretti.

Bir Koca karısına hangi durumlarda bakmak zorundadır?

Kocası için karısına bakma mecburiyeti evlendikten sonra eşler arasında cinsel ilişkiye girmesi imkanlı hale geldiğinde başlar.

Eğer eşler arasında anlaşma olup, evlendikten sonra bir müddet ayrı yaşamaya karar verdiler ise ya da cinsel ilişkiye girmeyi ertelediler ise, o zaman koca karısına bakmaya mecbur değildir. Ama eğer cinsel ilişkiye girmek isteği karısı tarafından olup, kocası tarafından reddedilmiş ise, o zaman kocası zorunlu halde bakmalıdır.

Örneğin: eğer karısı kocasının yanında olmak istiyorsa, ama kocası: “Bekle, ben okuyorum, çalışıyorum” diyorsa, ve bu durum nikah öncesinden kararlaştırılmamışsa o zaman kocası karısına bakma ile yükümlüdür.

Bir kadın kocasının haklarını ihlal ederse, o zaman ona asi (naşiz) denir.  Genellikle kocanın ana hakkı, karısı ile cinsel yakınlık hakkıdır. Kadın sebepsiz yere evlilik görevlerini yerine getirmediyse, bakım hakkına sahip değildir.

Maddi olmayan haklar:

  • Karısının iyilik ve vefa ile davranma hakkı .  

Bakara süresi/228

Kocası karısına iyi davranmalı, öfkesini geliştirmeli, sabır göstermeli, öfkesini dizginlemeli, dilini izlemelidir… 

Peygamber sallallaahu aleyhi ve sellem  dedi: “Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız…”(Muslim)

“Bir Müslüman başka bir Müslüman için yasaklandı: kanı, mülkiyeti ve onuru”

HZ.MUHAMMED (S.A.V) buyur du ki;

“Mü’minlerin iman bakımından en kâmil/olgun olanı; ahlâkı güzel olan ve âilesine nâzik davranandır” (Tirmizi)

“En üstün mu’min, hanımına en iyi,lütufkar davranan güzel ahlaklı kimsedir” (Tirmizi)

  • Bir erkeğin birden fazla karısı varsa, gece dağıtımında ve aynı bakım kalitesinde  adalet hakkı.

Hz.muhammed (s.a.v) buyur du; “İki karısı olan ve onlardan sadece birine eğilmişse, diriliş günü, felç olmuş bir vücut parçası ile ortaya çıkacaktır!” (Ahmad,Tirmizi)

«Bonuslar»

Yukarıdaki maddeler, eş için  temel haklar olarak adlandırılır. Evlilik sırasında kararlaştırılmamış olsalar bile bir kadın bunlara hakkı var. Bir kadın başka hangi haklara sahip olabilir?

Tüm ek hakları gelin evlilik öncesi söyleyebilir (nikah akdi), ve damat onları kabul ederse, onlar yerine getirilmesi zorunludur.

Peygamberimiz buyur du ki:  “Müslümanlar koşullara bağlı kalmalıdır.”  (Buhari ve Muslim)

Bu tür «bonus» hakların örnekleri: ailenizle (özellikle sizden uzakta yaşıyorlarsa), akrabalarınızla görüşme, yılda en az bir kez onlara gitme, çalışmalarınızı tamamlama, iş yapma, aktif bir sosyal yaşam sürdürme, öğretmenlik yapma, davet.

Belirtilen koşullar geçersiz olabilir eğer şeriatla çelişiyorsa, yerine getirilmesi zorunlu değildir!

Örneğin: Ancak birinci eşinden boşanırsan evleneceğim.

Kızlara tavsiye: Gelecek için planlarınızı düşünün. Belki de bazı değerli hayalleriniz var. Onları gelecekteki kocanızla tartışın. Ailenin varlığı için önemli olan şeylere aynı şekilde baktığınızdan emin olun, örneğin: bir ailenin yetiştirilmesi, temizlik yapılması, aile ve çocuklar için harcamalar, vb.: Ben seni böyle ya da böyle olduğunu düşünmüştüm, daha sonra uygunsuz olacak.

Şimdi çalışmayıya da okumayı düşünmüyorsanız bile, gelecekteki eşiniz bu konuda kategorik değilse bile ve bundan memnunsanız, bu şartları yerine getirmeye değer.

Sonuçta, bir kadın kocasıyla bir ömür boyu yaşamak niyetiyle Allah’ın izniyle evlenir. Onu Allah’ın rızasıyla ve ibadetle yaşayın. Bu nedenle, bu konuya ciddi ve doğru bir şekilde yaklaşmak çok önemlidir. Allah sizi korusun sevgili kardeşlerim.

Devamı takipte inşaAllah  

Tercüman: Adina Baysıldayeva

yazara destek ol

Author AMANATINFO

Yorum yaz

Please Login to comment
  Subscribe  
Bildir
Selâmün aleyküm! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun! Lütfen, cinsiyetinizi seçin: